Çarşamba, Temmuz 26, 2006

*puppy face*

HUG BUTTON

tavanda biriken duman

kalemimim uçundan yükselen hafif bir duman var. o kadar bastırıyor muydum kağıda? yok canım, o kadar sürtmüş olamam. e bu duman nerden geldi? aslında ışığın vuruşuyla oldukça hoş gözüküyor duman. yalnız bu biraz fazla koyu. kalem yanmıyor da? duman tavanda iz bırakacak. is kokusu perdelere sinecek. sonra saatlerce uğraş hepsini temizlemeye.
duman tepede, tavanın biraz daha altında toplanıyor. perdeleri yıkamak için ne kullansam acaba. duman şekil alıyor sanki. eskiden gölgelerle oynardım bu oyunu, birşeylere benzetmeye çalışırdım onları. çocuksu uğraşlar. ışıklar kesildiğinde hep sıkılırdım. televizyonsuz yaşam kötü.
duman bir yüze benziyor. ağız, burun, kulaklar hatta gözler. bana bakıyor. yüz hatları gittikçe belirginleşmeye başladı. bu.. bana benziyor? dumanda kendimi görüyorum. sanırım çok fazla uykusuz kaldım. halüsinasyon görüyorum sanırım. uyumalıyım.
tepende, hayal gücünün somut bir meyvesi sana ulaşmaya çalışırken sen neler düşünüyorsun? ben seni böyle mi bırakmıştım? hayallerin, mücizelerin nerde? beynini ne kadar gerçekliğe ve düzene alıştırmışsın. düşüncelerin kaosu nerde? çocuksu duygular ve hormon akıntılarının karışımından oluşan, yüz kızartıcı imgeler ve bunları bir anda parçalayan kapı arkası canavarları nerde şimdi? ne yaptın hepsine? gördüğünü sandığın gözlerinle körelttin değil mi hepsini. kağıdın üzerindeki bu çöp de ne. geliştirdiğin yeteneğinle birlikte körelttiğin düşüncelerine bak. eserinin banelliğine, sıradanlığına bak! ben seni böyle mi bıraktım? seninle böyle mi başlamıştık bu işe? kafanda, önüne çizdiğin düz çizgi ile etrafına bakmadan ne kadar ilerleyebilirsin? şu halinle, ancak kendin gibilere yetebilirsin. ama hayalin bu muydu? orjinallik, gerçeküstülük nereye gitti? ideallerin, rüyaların nereye gitti?
önümdeki dumandan suretimden azar işitiyorum. deliriyor muyum? çalışırken uykuya dalmış ve şimdi bir rüyadayım belkide. yarın çok işim var, erken uyumalıyım...
senide kaybetmişiz.. gerçeklik senide yiyip bitirmiş sonunda anlaşılan.
duman haklı mı acaba? değiştim mi cidden? en son ne zaman içten güldüm? en son ne zaman saçmaladım? en son ne zaman hayal kurdum?
uyanıyorsun! devam et! gayret et! başarma ihtimalin hala var! devam! düşle! düşün!
sıcaklık kapladı içimi. etraf soğuk. üşümem gerek, ama sıcağım. duman hala orda. gözlerinde umut var. benimkilerden uzun zaman önce silinmiş olan umut. yanına gitmek istiyorum. serbest kalmak istiyorum. düşünmek istiyorum, düşlemek istiyorum...
dur, lütfen devam etme. yanıma gelmeyi isteme. gerçekten kopamazsın. gerçeği reddetme. sana söylemeye çalıştığım gerçeği reddetmen değil. düşleri reddeden gerçeğe, bunun yanlış olduğunu göstermen idi. sen ise tamamen düşlere dönmek istiyorsun. yapma..
ama biliyorum. daha iyi olacak. orası daha güzel, daha mutlu. lütfen, izin ver geleyim.
belkide geri gelmemeliydim. büyüdükçe kaybettiğin düşlerini kendi başına bulmana izin vermeliydim belkide. şimdi, herşeyini geride bırakıp onlara dönmeye çalışıyorsun. seni, gerçeğe alıştıran zaman belkide seni tekrar düşlerle dengeye getirebilecek tek şeydi. evet, zaman. bunu ona bırakıyorum. gidiyorum. bu, kendi başına vermen gereken bir mücadele. dengeni kendin kurmalısın.
dur, gitme! kendi başıma yapamam! yanına al beni! lütfen! geri gel! uzaklaşma!
...
tepemdeki duman yavaşça dağılıyor. kaleme bakıyorum, ucu kırılmış. gözlerimde yaşlar toplanıyor. ağlamak istiyorum nedensizce. içime atıyorum gözyaşlarımı, zihnimi bırakıyorum kendi haline. sanki günler süren kalemi açma işinin bitmesini bekliyorum. önümdeki kağıdı buruşturup fırlatıyorum odanın öbür tarafına. boş, bembeyaz bir kağıt var önümde. zihnim, gereklilikler ve sorumluluklardan uzak bir şekilde; geri çağırıyor hayalleri, hızla büyümeye çalışırken bir kenara ittiğim.
boynum ağrıyor. masamda uyuya kalmışım. odada bir is kokusu var. suratımla birleşmeye çalışan silgi kırıntıları hissediyorum. önümde, artık tamen beyaz olmayan kağıtlar duruyor. şimdiye kadar yaptıklarımın en iyisi..