Pazartesi, Nisan 24, 2006

Unutulmuş bilgi ve.. hala sıfatsız olan...

İnfralite: Ne oldu?
Eshevar: Bir gün geriye alındık...
İnfralite: Ne?
Eshevar: Ona acıdı.. Ve affedip bir şans daha verdi..
İnfralite: Ha, O.. Garip bir adalet anlayışı var doğrusu.
Eshevar: Fazlasıyla!
İnfralite: Seninkinin tam tersi diyebiliriz.
Eshevar: Benzer bir şeyi ben yaptığımda beni affetmemişti!
İnfralite: Sen ne yapmıştın ki?
Eshevar:... Duymadın! Unut!
İnfralite: HATIRLADIM! Ceza düşüneyim ben sana... Unutmuştum ben onu..
Eshevar: Unutulmuş bilgiler tanrısı ve ona hatırlatmakla görevli ben... Başım hep böyle belaya giriyor işte..
İnfralite: Hiçtebile, kendimde hatırlayabilirdim. Ayrıca o kadar kötü bakma olaya.. Neyse, konumuz adalet anlayışınızdı, ne oldu?
Eshevar: Kuzeydeki bir köye salgın yaymam gerekiyor.
İnfralite: Hala O'nunkine zıt bir adalet anlayışın olduğunu düşünüyorum.
Eshevar: Zıt diyemezsin, biraz daha farklı. Ben çabuk sinirleniyorum.
İnfralite: O, sinirlenmiyor, affediyor, unutuyor, görmezden geliyor, iyi davranıyor, yardım ediyor.
Eshevar: Kötü şeyleri de yapan birilerinin olması gerek değil mi?
İnfralite: Evet, tıpkı benim gidip o köye salgından korunma yollarını anlatacağım gibi.
Eshevar: İşlerimi düzenlemek zorunda mısın?
İnfralite: Düzenlemesem gezegenin nüfusu parmakla sayılabilir hale gelirdi..
Eshevar: Kaç parmağın olduğuna bağlı...
İnfralite: Ne?
Eshevar: Yok bir şey..
İnfralite: Parmak sayısıyla ne demek istedin?
Eshevar: Anladığın halde soruyorsun?
İnfralite: Unutulmuş bilgiler tanrısıyım...
Eshevar: Bu unutmak değil ki? Tabi, duyduğun anda unutup, "Ne?" diye cevap vermiş olma olasılığında var. Ama aklına gelmiş miydi o başka mesele. Tabi ben bunu söylediğim için aklına gelmiş gibi davranma olasılığında var ki benim böyle bir durum karşısında aksini iddia edebilecek hiç bir kanıtım yok. Neyse..
İnfralite: ... Bencede neyse, ayrıca sana bir ceza buldum. Salgından korunma yollarını benim yerime sen öğreteceksin başlattıktan sonra. Bende seni izleyip yaptığına emin olacağım.
Eshevar: NE?!
İnfralite: Hehe..
Eshevar: Hmm... Peki! Hehe..
İnfralite: Aklından ne geçiyor senin? Hayır onlar zamanında ve doğru bilgiyi vereceksin.. Eshevar, buraya gel... Eshevar, yakalarsam sonucunu biliyorsun... ESHEVAR!

Pazar, Nisan 16, 2006

deneme?

"Hepsi bana sırt çevirdi. Sanki benim suçum herşey. Kendileri istediler! Sonra da ben suçlu oldum. Doğruları söyleyenler hep kötü olurlar zaten! Birkaç dakika geç kaldım diye söylemediğini bırakmadı. Zaten üzerime gelen gelene bu gün. Ne istiyorlar benden anlamadım. Ama iyide eğlendim bu gün. Şakalarım uzun süre hatırlanacak. Ama hala kızgınım onlara, yaptıkları için affetmeyeceğim..."
*yarım saat sonra*
"Ne yaptım ben? İnsanları incittim, eziyet ettim, onları kullandım. Beni affetmeyecekler. Onlar affetse bile ben affetmeyeceğim kendimi. Ne yapabilirim, nasıl geri alabilirim yaptıklarımı! Özür dilesem? Ne fayda, özür dilemek kötü anıları yok etmez ki... Özür dilemek acılar dindirmez ki... Bir yol olmalı! Yapabileceğim bir şeyler! Keşke bu sabah biraz daha geç uyansaydım ve bunların hiçbiri olmasaydı..."
*Yukarılarda bir yerlerde*
"Kendi hatalarını anlamalarını seviyorum..."
*Genç, olan her şey bir rüyaymış gibi yatağından doğruldu, saate baktı. Biraz daha uyusaydı, geç kalacaktı. Gülümseyip, güne hazırlanmaya başladı. İkinci bir şansı olduğu için mutluydu...*

Cuma, Nisan 14, 2006

Başlangıç....

Kanatlar: özgürlük, saflık, berraklık, çocuksuluk... O beyaz tüyler ne çok anlam barındırıyor. Yazarlar, çizerler uzun zaman kullandılar bunu. İnsana giydirdiler kanatları. Bir süre sonra sıkıldılar, diğer renklere boyadılar kanatları. Pembe: sevimlilik, aşk. Mavi: doğallık, yalınlık. Kırmızı: arzu, zevk. Sonra iyi duygular dışında kötülere de yer versin kanatlar dediler, yaşamın kendisinde olduğu gibi. Gri ve siyaha boyadılar onu. Melankoli, acı, nefret, hırs gibi terimlerle ezdiler gerçek anlamları, sadece renkleri kullanarak...

Bir gün geldi, tüyler döküldü... Berraklığı, saflığı, özü simgeleyen kanatlar; anlamsız, ürkütücü kemik kanatlara dönüştü...