düşlerinle gör dünyayı, belki daha sevimli gelir o zaman

Çarşamba, Aralık 27, 2006

Nice yıllara, kim okuyorsa hala..

Hmm.. Bir sene hediye ediyorum kendime. Yapamadıklarımı yapmaya çalışacağım, söyleyemediklerimi dile getireceğim, amaçlarıma yöneleceğim. Bir sene hediye ediyorum kendime, 4 gün sonra bitecek ve sonrasında sonuçlarını izleyeceğim.

Tabi bir hayal misali bunlar. Benliğini ne değiştirebilir ki insanın? "What can change the nature of a man?" diye dolanmıştık Sigil'de vakt-i zamanında. Şimdi İzmir sokaklarında dolansam şu 4 gün aynı şekilde? Bir şey fark eder mi? Değişir mi her şey 4 gün içinde ve görülür mü sonuçları sonrasında?

Faust'um ve Mefisto'm tartışıyorlar kendi aralarında kurdukları uzun cümlelerle. Mefisto her zamanki gibi "Evet" diyor her şeye, farklı yollarla uygulamak ve kendi amaçlarına uyarlamak adına. Sonra yukardaki soruyu yöneltiyorum kendisine, Faust'un oradaki varlığını önemsemeden. Duruyor bir an. "Evet" diyor yine huzursuzca. "Eğer ki gerçekten istersen.." diye ekliyor olaydan bir çıkarı olamayacağını bildiği için. Hayır demesi gerektiğini düşünüyor bir an, ama yalan söylememeye karar verdiğini hatırlıyor. Kişilikler birbirine girerken kendimle kalıyorum yine. O dört güne bakıyorum huzursuzca, yapılabilecekleri düşünüyor ve imkanlılığını görüp çekingenlik denizimden kurtarmaya çalışıyorum kendimi..

Yukarıdaki iç hesaplaşmanın sonucu önemsiz sizin için, asıl olan kısım önümüzde hala yapmak isteyip yapamadığımız bazı şeyleri yapmak ya da en azından başlamak için hala koskoca dört(4) günümüzün olduğu. Nice senelere hepinize, bitmekte olan ama hala size ait olan bu yılınızı iyi değerlendirip sonrakinin daha da iyi olmasına bir zemin hazırlamanız dileğimle. Sevgiler..

Geceden notlar

bir buçuğu iki geçsin yüreğim
bir anlığına düşlerimin ötesini göreyim
daha imkansız hayallere dalayım
gerçeklikten uzaklara kaçayım

ikiyi iki geçsin yüreğim
otuz dakikada yaptıklarımı göreyim
hayatımın boşluğuna dalayım
kendimden başkalarına kaçayım

iki buçuğu iki geçsin yüreğim
huzurla uyuyan insanları göreyim
rüyalar ülkesine dalayım
hayattan bir kez daha kaçayım..

Pazar, Aralık 03, 2006

gözlerimdeki adamın gözlerindeki ben..

Gözler doğruları söyler derlerdi hep bana. Bir cevap umuduyla aynaya koştum ben de gözlerimin derinliklerine bakıp, gerçeğimi aramak için.. Kendim çıktı yine karşıma o karanlık noktanın içinde. Yansımamın gözlerindeki yansımamın gözleri ve o gözlerdeki yansımamın gözlerindeki gözlerim.. Anladım ki gerçekleri bulmanın kolay bir yolu yokmuş..

Perşembe, Kasım 23, 2006

gel artık..

Gormothe! Kurtar bizi buralardan, yine sana muhtacız tüm bu acıları geride bırakmak için. Yüreğimizdeki yerinden çıkıp niye bizi götürmezsin ki uzaklara? Sen de mi kendi başımızın çaresine bakmamızı istiyorsun yoksa, tıpkı olmasını gerektiğini bildiğimiz ama bilmemezlikten gelmeye çalıştığımız gibi..

Çarşamba, Kasım 22, 2006

ne demek istediğini anladığımı sanmıyorum..

sana doğruyu gösterecek gözlükler olduğuna mı inanıyorsun gözyaşlarının?
bir renkkörü olarak ne kadar daha anlatabilirim renkleri sana?
kaldır kafanı ve yüzüme bak, sil o nedensiz akan gözyaşlarını
bil ki hiç bir şey değiştirmeyecek onların çokluğu ya da azlığı
renklere kendin bak birazda; güven kendi yüreğine
çünkü sana yolunu gösterebilecek tek şeydir yüreğin
içinde bulunduğun parlak karanlıkta

Cumartesi, Kasım 18, 2006

klişe konu, writers blocktan çıkma umudu, aptal yazı..

Uyan ve yüzleş! Kaldır kafanı! Nereye kadar kaçabilirsin ki benden? Ne olarak görüyorsun bunu? Basitlik? Klişelik? Hepsi olabilir. Ama bu, korktuğun gerçeğini değiştirmez. Korkuyorsun. Sonunu bilmediğin için mi, yoksa bilmek istemediğin için mi peki? Sana diyorum! Kaldır kafanı ve gözlerime bak! Ne göreceğini biliyormuş gibi davranmaktan vazgeç! Düşündüğün şeylerin sadece düşlerinde kaldığını ama bunu değiştirmenin yolunun kaçmak olmadığını öğren artık! Kaldır kafanı.. Yüzüme bak.. Ancak böyle bitecek bu kabus, inan bana...

*Kafasını kaldırıp önündeki ağlamaktan ve uykusuzluktan kanlanmış gözleriyle ona bakan; bilerek çürüttüğü hayatını her şeyiyle yüzüne vuran yansımasına baktı. Ve farkına vardı. Nihayet kendiyle yüzleşmişti...*

Perşembe, Ekim 26, 2006

değil mi?..

Hayatın karanlık tarafına bakıp gülümsemeye çalışmak lazım aslında. Nasıl olsa o karanlıkta gözükmeyecektir gizlediğimiz göz yaşlarımız..

Pazar, Ekim 22, 2006

kızgın çocuklar..

ve onlar, göklerin lordları, süzülerek yeryüzüne indiler. biz, zayıf ve aciz insanları bilgilendirmeye. sırf, birşeyler öğretme umuduyla emek verdiler başımızda. bize ağacı öğrettiler, bize metali işlemeyi öğrettiler, bize canlıları öğrettiler. bizler yaktık, kestik ve öldürdük. gelen tehlikelere bakmadan, gerçeği göz ardı ederek sadece kendimizi düşündük.. ve sonuç olarak bu hale geldik, yaşamın sonsuzluğunu yeni yeni fark eden, annesinden yeni ayrılmış bir çocuk gibi ortada kaldık. ama herşeyden farklı olarak annesine kızan çocuklar...